SLIDE1

23 Ağustos 2016 Salı

Kendini Mutlu Et!

Merhabalar! Dünden beri içime bir yazma aşkı doğdu. İlham bulmuşken yazmamak ayıp olur. Son zamanlarda neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Aslında genel olarak hep aynı şeyleri yapıyorum,hayatımda çok büyük bir değişiklik yok. Shawn Mendes'e benzeyen yaz aşkım hariç.-ki gerçekten Shawn diyip boynuna atlamak istesem de kendimi tutuyorum.- Geçen yaz acı olaylar yaşamıştım,yakınlarımı kaybetmiştim,evden dışarı adımımı atmıyordum. Bunun yanında istediğim okul da olmamıştı. İyice psikolojim bozulmuştu. Ayrıntılı bahsetmek istemiyorum ama berbat haldeydim. Şimdi ise mutluyum. Kendimle ilgilenmek bana çok iyi geliyor. Başkalarına ayıracağım vakti kendime ayırmak,kendimle uğraşmak yaptığım en güzel şey. Ve küçük kardeşimle ilgilenmek. O ömre bedel zaten. Arada hayatımda aksilikler yaşanıyor fakat şu sıralar stresim azaldı. Size zarar veren etkenlerden uzaklaştığınız anda hayata bambaşka bakıyorsunuz. Gerçekten bu böyle. Küçük problemleri büyütüp hayatımızı zindan ediyoruz. Sonra bütün suç hayatın ta kendisinde oluyor. İpleri biraz elimize alsak bütün sorun çözülecek ama biz bunu yapmak yerine kendimize daha çok acı çektiriyoruz. Oysa bizi strese sokan,üzen ve sinirlendiren o saçma problemlerden,insanlardan kurtulup, bizi gerçekten mutlu eden ve sevindiren her şeyi kucaklasak hayat daha iyi bir yer haline gelir. Elbette her zaman çok mükemmel ve mutlu yaşayamayız. Ama acı olayların verdiği üzüntüleri daha aza indirmek bizim elimizde. Peki nasıl mı yapacağız? Öncelikle kendinize aşağıdaki soruları sorun.
  • Beni neler mutlu eder?
  • Bunu yaparsam sonunda mutlu mu üzgün mü olurum?
  • Bu yaptığım doğru mu?
  • Bu işin sonunda başkasına ya da bana zarar gelecek mi?
  • Bunu gerçekten istiyor muyum?
Yapacağımız bir şeyi ayrıntılarına kadar düşünmeden yapmak bazen çok iyi bazen de çok kötü şeyler doğurabiliyor. Bunun sonunda ne olacağını kimse bilemiyor. Ama en azından tahmin edebiliriz. Kendinize bu soruları sorun. İyice düşünüp tartın. Mesela bir arkadaşınızla kötü bir olay yaşadınız ve ona bunun yanlış olduğunu göstermek istiyorsunuz. Bunun içinde arkadaşınızın sevmediği ya da arasının açık olduğu biriyle mutlu olduğunuzu göstermeye çalışarak hatasını anlamasını sağlamak istiyorsunuz. Bu soruları sorun. Bu işin sonunda arkadaşınızı kaybedebilirsiniz. Ya da hatasını anlayabilir. Peki size göre bu yöntem doğru mu? Arkadaşınız sizden soğur mu yakınlaşır mı? Bunu yapmayı gerçekten istiyor musunuz yoksa sadece canı acısın mı istiyorsunuz? Bunları düşünmeden hareket ettiğimiz için hayatımızdaki değerli anları,değerli insanları kaybediyoruz. Sonra hayatın çok kötü olduğunu söyleyerek bütün suçu hayatın kendisine atıyoruz. Hayat kötü değil. Hayat,bir tür ders. Sınanıyoruz. Ülkemizde yaşanan acı olaylar, kendi çevremizde yaşadığımız acı olaylar, küslükler,ölümler. Bunların hepsi bir ders. Eğer geçmek istiyorsak çok çalışmalıyız. Kişisel olarak baktığımız zaman dediğim gibi arkadaşlarınızla ya da ailenizle olan sıkıntılı bir durumu iyice tartarak değerlendirmelisiniz ki en iyi ve en mantıklı çözüme ulaşabilesiniz. Bu yazıdan çıkarmamız gereken en önemli şey ne diye soracak olsaydınız "Zaman her şeyin ilacıdır." derdim. Zamana bırakın diyenleri dinlemeyin,bu zaman içerisinde aynı zamanda uğraşın da. Düşünün. Çözümler üretin. Ayrıntılara inin. Sonunda her şey çözülecek ve mutlu olacaksınız. Hayat kısa. Bugün varsak yarın yokuz. Bu zamanları saçma insanlar ve kötü anılar yüzünden heba ederek geçirmeyelim. Yaşayalım,sevinelim, gerektiği zaman da üzülelim. Sizden bir isteğim var. Küçük bir istek. Kalbinizden geçen ne varsa, yapmak istediğiniz şeylerden birini yapın. Bugün yapın,yarın yapın ama ertesi güne bırakmayın. Pişman olmayın. Seviyorsanız söyleyin, üzgünseniz özür dileyin,özlediyseniz sarılın ve yapmak istiyorsanız yapın. O Kız size bol şans diliyor! Umarım bir sonraki yazıma kadar bunu okuyan biri varsa kendini mutlu edecek bir şey yapar. Kendinize iyi bakın,mutlu kalın!


22 Ağustos 2016 Pazartesi

Bahtsızlık Diz Boyu!

Herkese merhaba! En son yazdığım yazının 2 ay önce olduğunu görmek ne yazık ki beni şaşırtmadı çünkü gerçekten hiç vakit bulamıyorum. Bir yanım yazmak için tutuşurken diğer yanım boşver zamanı gelince diyordu. Bu işin bir zamanı yok, seviyorsan kimse okumasa bile yazıyorsun. Doğrusu da bu zaten. Bu yüzden aklımda çok güzel fikirler var. Birikmiş yazılarım var,kafamda kurduklarım. Bugün biraz daha öznel bir yazı olacak. Kendi hayatımdan kesitler ve benim nasıl biri olduğum hakkında. Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum ama bir türlü zaman bulamıyordum. Zihnimin derinliklerinde dönen düşüncelerimi,yaşadıklarımı ve gözlemlediklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz kim olduğumu bilmeden, beni yargılamadan ben kendi düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Umarım bu konuda bana yardımcı olursunuz. Bugün yazımın konusu hayatımdaki şanssızlıklar ve hayal kırıklıkları. Ve biraz da tuhaf olan aşk hayatım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yaşıtlarım arasında en şanssız ve tuhaf aşklar bana denk geliyor. En azından ben böyle düşünüyorum. Çünkü karşıma istediğim biri çıkıyor, ben gerçekten mutlu oluyorum "Oley be buldum sonunda." diye düşünüyorum, aslında yanılıyorum. Nedense ben o çocuktan hoşlanmaya başladığım anda çocuk u dönüşü yaparak en nefret ettiğim insan tipine dönüşüyor. Bir dakika, benim davranışlarını beğendiğim bu çocuğa ne oldu? İçine bir şey mi girdi? "Çok nazik ve çok samimi. Ayrıca böyle olduğu kadar terbiyeli de. Tam aradığım erkek." cümlesindeki o tam aradığım erkek birden öküzün tekine dönüşüyor. Nazikliği geçtim içinden tabiri caizse küfürbaz haydo çıkıyor. Yahu,ne oluyoruz? Bu ilk şanssızlığım. İkincisi hepinize sigara yaktıracak cinsten. Mesela çocuk ben hoşlanmadan önce kimseyi sevmiyor ya da çıktığı yok. Oh oh meydan boş. Meydanı boş buldum bırakır mıyım, tabiki hayır. Lakin maalesef ben o meydana adımımı attığım andan itibaren meydan kalabalıklaşıyor. Direk söylemek gerekirse o kişi ya sevgili yapıyor ya da sevdiği bir kız oluyor. Daha ne kadar yıkılabilirsin O Kız? Kimi sevsen hanzo çıkıyor onu geçtim çocuktan hoşlanmaya başlıyorsun kısmeti açılıyor. Ben niye yaşıyorum ki? Çok yakın bir zamanda böyle bir olay yaşadım. Sanırım hala yaşıyorum. Şöyle ki ben ve arkadaşlarım yazın başında voleybol oynamaya çıktık. Sahamız,topumuz ve adamımız var çok şükür,vakit geçiyor. Birkaç çocuk gelmiş siteye,futbol oynamaya. Bizimle yaşıtlar da var bizden büyükler de. Hoç çocuklar var içlerinde özellikle bizimle yaşıt olanlarda. Benim dikkatimi sadece bir tanesi çekmişti. Çünkü tam benim tipim. Bembeyaz süt gibi bir ten, o beyaz boyunda ufak ufak benler, güzel bir gülümseme ve koyu renk gözler. Evet farkındayım,tuhaf bir ideal tip. Ama zevk meselesi. Bir ara topumuz onlara gitti. Benim kar beyazı oğlan tuttu topu. Bana gülümsedi ve topu attı. Arkadaşlar, ben eridim. Gönlümü bir kez daha fethetti. Tabi bir beğeni aldı başını gitti. Yazın başı dediğim gibi, okul daha yeni kapanmış. Bizim kızlara döndüm dedim "Bu benim yaz eğlencem, yaz aşkım olacak." Çocuk 1 ay gelmedi siteye. O 1 ay içinde bir iki defa geldi onda da ben yoktum. Şansa bakın siz. Biz diğerleriyle muhabbeti ilerlettik falan ama benimki yok. Neyse dedim kısmet değilmiş. Bir ara arkadaşımla yürürken gördük. Onun haricinde hiç gelmedi. Şimdiyse yeni yeni gelmeye başladı. Benim nazik ve samimi bulduğum çocuk öküzün teki çıktı! Ağzından çıkan üç sözden biri küfürle bitiyor ya da başlıyor. Odun gibi zaten biraz da patavatsız. Direk söyleyiveriyor ağzındakini. Nazik de değil. Yer vermeymiş nezaketmiş palavra. Onda öyle bir şey yok. Fındık gibi. Dışı iyi durumda içini açtın mı bomboş! Pes yani. Aşk meşk işlerini salıverdim ben. Artık hiiç umurumda değil. Olursa olur olmazsa da saplıktan kim ölmüş. Siz O Kız gibi olmayın. Şanssızlık içinde yüzmeyin. Allah düşmanımın başına vermesin vallahi!